Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Hayır adına ne harcayabilirseniz; o, anne ve babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yol oğlunadır. Hayır adına her ne yaparsanız kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilir."
Bakara 2:215يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلْ مَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ • Yes'eluneke maza yunfikun, kul ma enfaktum min hayrin fe lil valideyni vel akrabine vel yetama vel mesakini vebnis sebil, ve ma tef'alu min hayrin fe innallahe bihi alim. • Meal: Sana neyi infak[1] edeceklerini soruyorlar. De ki: "Hayır[2] adına ne harcayabilirseniz; o, anne ve babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yol oğlunadır.[3] Hayır adına her ne yaparsanız kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilir." • Dipnot 1: Bkz. 2:172. ayetin 2. dipnotu. • Dipnot 2: Yardım. • Dipnot 3: Sahip olduğunuz varlıktan, maldan ve mülkten. • Kelime kelime: يَسْـَٔلُونَكَ yeseluneke sana soruyorlar · مَاذَا maza ne · يُنفِقُونَ ۖ yunfikune (Allah yolunda) harcayacaklarını · قُلْ kul de ki · مَآ ma şey · أَنفَقْتُم enfektum vereceğiniz · مِّنْ min -dan · خَيْرٍۢ hayrin hayır- · فَلِلْوَٰلِدَيْنِ felilvalideyni ana-baba içindir · وَٱلْأَقْرَبِينَ vel'ekrabine ve yakınlar · وَٱلْيَتَـٰمَىٰ velyetama ve öksüzler · وَٱلْمَسَـٰكِينِ velmesakini ve yoksullar · وَٱبْنِ vebni · ٱلسَّبِيلِ ۗ s-sebili ve yolda kalmış(lar) · وَمَا ve ma ve ne · تَفْعَلُوا۟ tef'alu yaparsanız · مِنْ min -dan · خَيْرٍۢ hayrin hayır- · فَإِنَّ feinne muhakkak · ٱللَّهَ llahe Allah · بِهِۦ bihi onunla birlikte · عَلِيمٌۭ alimun bilir • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • خير (xyr) kökü: İyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak… • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • قرب (qrb) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a… • يتم (ytm) kökü: Yetim, babasız olmak, yalnız kalmak, yorgun, dul kalmak, ergenlik-erişkinlik öncesi babasız kalmak • سكن (skn) kökü: Sakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • فعل (fEl) kökü: bir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 215. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).