Salatları ve salatı vustayı koruyucu olun. Allah için içtenlikli olmaya özen gösterin.
Bakara 2:238حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطٰى وَقُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ • Hafizu alas salavati ves salatil vusta ve kumu lillahi kanitin. • Meal: Salatları[1] ve salatı vustayı[2] koruyucu olun. Allah için içtenlikli olmaya özen gösterin. • Dipnot 1: Namazları (Sabah, akşam ve gece namazlarını). "Salavat," "Salatın" çoğuludur. Arapça dil yapısına göre çokluk üç ve üçten fazla sayıyı ifade etmektedir. • Dipnot 2: En hayırlı, en yararlı salatı. Vusta, kelime olarak "hayırlı, üstün, adaletli, faziletli" gibi anlamlara gelmektedir. "Salatı Vusta" "Cum'a Salatıdır." Cum'a salatı, diğer salatlara kıyasla daha önemli olduğu için, daha hayırlı ve daha üstün olarak nitelendirilmiştir. Vustaya "orta" anlamı verilse de bu mesafe ve zaman olarak iki şeyin ortasını ifade etmenin yanı sıra bir şeyin en önemli, en güzel, en üstün veya en yararlı olan yerini, bölgesini de ifade etmektedir. • Kelime kelime: حَـٰفِظُوا۟ hafizu koruyun · عَلَى ala · ٱلصَّلَوَٰتِ s-salevati salatları · وَٱلصَّلَوٰةِ ve ssalati ve salat · ٱلْوُسْطَىٰ l-vusta orta · وَقُومُوا۟ ve kumu ve durun · لِلَّهِ lillahi Allah('ın huzurun)a · قَـٰنِتِينَ kanitine gönülden bağlılık ve saygı ile • حفظ (HfZ) kökü: Bir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • وسط (wsT) kökü: Orta, ortasında, arasında, en iyi, bir şeyin en iyi kısmı, aracılık etmek, uçlardan en uzak olan, eşit uzaklıkta, ara, en uygun/adil/dengeli, özellikle onların en mükemmeli, orta konumda bulunmak • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • قنت (qnt) kökü: Dindar, itaatkar olmak, tüm tevazu ile tam ve yürekten uzun süre duada durmak. Qanitun - tam, yürekten ve tüm tevazu ile dindar ve itaatkar olan kişi. • Bakara suresi 286 ayettir; bu 238. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).