Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 38. Ayet Meali

"Hepiniz oradan inin dedik. Ben'den bir hidayet geldiğinde kim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Bakara 2:38 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Hepiniz oradan inin dedik.
Bakara 2:38
قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَم۪يعاًۚ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ • Kulnahbitu minha cemia, fe imma ye'tiyennekum minni hudenfe men tebia hudaye fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun. • Meal: "Hepiniz oradan inin[1] dedik. Ben'den bir hidayet[2] geldiğinde kim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. • Dipnot 1: Orayı terk edin, oradan ayrılın. • Dipnot 2: Doğruya ileten rehber. • Kelime kelime: قُلْنَا kulna dedik · ٱهْبِطُوا۟ hbitu inin · مِنْهَا minha oradan · جَمِيعًۭا ۖ cemian hepiniz · فَإِمَّا fe imma zaman · يَأْتِيَنَّكُم ye'tiyennekum size geldiği · مِّنِّى minni benden · هُدًۭى huden bir hidayet · فَمَن femen kimler · تَبِعَ tebia uyarsa · هُدَاىَ hudaye benim hidayetime · فَلَا fela artık yoktur · خَوْفٌ havfun bir korku · عَلَيْهِمْ aleyhim onlara · وَلَا ve la ve olmazlar · هُمْ hum onlar · يَحْزَنُونَ yehzenune üzülenlerden • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • هبط (hbT) kökü: İlerlemek, inmek, aşağı indirmek, yüksek bir durumdan alçak bir duruma inmek, bir yerden başka bir yere geçmek, girmek, durum değiştirmek, ortaya çıkmak, alçalmak, değersizleşmek. • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • حزن (Hzn) kökü: Üzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için)… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 38. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).