Hatırlayın! Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sonra siz, onun arkasından buzağı yaparak zalimleştiniz.
Bakara 2:51وَاِذْ وٰعَدْنَا مُوسٰٓى اَرْبَع۪ينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ • Ve iz vaadna musa erbaine leyleten summettehaztumul icle min ba'dihi ve entum zalimun. • Meal: Hatırlayın! Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sonra siz, onun arkasından buzağı yaparak[1] zalimleştiniz. • Dipnot 1: Kelimesi kelimesine, "ittehaztum." Bu kelime, "edinmek" anlamının yanı sıra, "yapmak, meydana getirmek" anlamında da birçok ayette geçmektedir. Bu ayette de "yapmak," "meydana getirmek" anlamında kullanılmıştır. O nedenle, "buzağıyı ilah edinmek" şeklindeki çeviriler doğru değildir. Buzağının ilah edinilmek amacıyla yapılmış olması düşüncesi, ayete, ilah edinmek şeklinde anlam verilmesine neden olmaktadır. • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz hani · وَٰعَدْنَا veadna sözleşmiştik · مُوسَىٰٓ musa Musa ile · أَرْبَعِينَ erbeiyne kırk · لَيْلَةًۭ leyleten gece için · ثُمَّ summe sonra · ٱتَّخَذْتُمُ ttehaztumu siz (tanrı) edinmiştiniz · ٱلْعِجْلَ l-icle buzağıyı · مِنۢ min -ndan · بَعْدِهِۦ bea'dihi onun ardı- · وَأَنتُمْ ve entum ve siz · ظَـٰلِمُونَ zalimune zalimlerdiniz • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • ربع (rbE) kökü: Dört, dördüncü, çeyrek, kırk • ليل (lyl) kökü: Gece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyin • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • عجل (Ejl) kökü: Acele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Bakara suresi 286 ayettir; bu 51. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).