Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 86. Ayet Meali

Onlar, dünya hayatına karşılık ahiret hayatını satan kimselerdir. Bundan dolayı onlardan azap hafifletilmeyecek ve onlara yardım da edilmeyecektir.

Bakara 2:86 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlar, dünya hayatına karşılık ahiret hayatını satan kimselerdir.
Bakara 2:86
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا بِالْاٰخِرَةِۘ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ۟ • Ulaikellezineşteravul hayated dunya bil ahireti, fe la yuhaffefu anhumul azabu ve la hum yunsarun. • Meal: Onlar, dünya hayatına karşılık ahiret hayatını satan kimselerdir. Bundan dolayı onlardan azap hafifletilmeyecek ve onlara yardım da edilmeyecektir. • Kelime kelime: أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerdir · ٱشْتَرَوُا۟ şteravu satın alan · ٱلْحَيَوٰةَ l-hayate hayatını · ٱلدُّنْيَا d-dunya dünya · بِٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ bil-ahirati ahireti verip · فَلَا fela · يُخَفَّفُ yuhaffefu hiç hafifletilmez · عَنْهُمُ anhumu onlardan · ٱلْعَذَابُ l-azabu azab · وَلَا ve la ve hiç · هُمْ hum onlara · يُنصَرُونَ yunsarune yardım edilmez • شري ($ry) kökü: satın almak/satmak/değiş tokuş etmek/satın almak, satışı sonuçlandırmak, herhangi bir şeyi vermek veya karşılığında almak, reddetmek, seçmek, tercih etmek, herhangi bir şeyi terk etmek ve başka bir şey almak, başka bir… • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • خفف (xff) kökü: Hafif kilolu olmak (vücut veya madde olarak), değer olarak hafif veya önemsiz olmak, canlı/aktif/çevik/hazır ve hızlı olmak, iş/hizmette itaatkar ve boyun eğen olmak, acele etmek, çabucak ayrılmak veya yolculuk yapmak… • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • Bakara suresi 286 ayettir; bu 86. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).