Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 92. Ayet Meali

Gerçekten Musa size beyyinat ile geldi. Sonra siz onun arkasından buzağı figürünü yaptınız. İşte siz, o zalimlersiniz.

Bakara 2:92 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Gerçekten Musa size beyyinat ile geldi.
Bakara 2:92
وَلَقَدْ جَٓاءَكُمْ مُوسٰى بِالْبَيِّنَاتِ ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ • Ve lekad caekum musa bil beyyinati summettehaztumul icle min ba'dihi ve entum zalimun. • Meal: Gerçekten Musa size beyyinat[1] ile geldi. Sonra siz onun arkasından buzağı figürünü yaptınız.[2] İşte siz, o zalimlersiniz. • Dipnot 1: Kanıt içeren, açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi. • Dipnot 2: Ayette geçen "ittehaztum" kelimesi, "edinmek" anlamının yanı sıra, "yapmak", "meydana getirmek" anlamlarında da birçok ayette yer almaktadır. Kelime, bu ayette "yapmak", "meydana getirmek" anlamına gelmektedir. O nedenle "buzağıyı ilah edinmek" şeklinde yapılan çeviriler doğru değildir. Buzağının ilah edinilmek amacıyla yapılmış olması düşüncesi, ayete ilah edinmek şeklinde anlam verilmesine neden olmaktadır. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad Andolsun · جَآءَكُم ca'ekum size gelmişti · مُّوسَىٰ musa Musa · بِٱلْبَيِّنَـٰتِ bil-beyyinati apaçık delillerle · ثُمَّ summe sonra · ٱتَّخَذْتُمُ ttehaztumu (ilah) edinmiştiniz · ٱلْعِجْلَ l-icle buzağıyı · مِنۢ min -ndan · بَعْدِهِۦ bea'dihi ardı- · وَأَنتُمْ ve entum ve siz · ظَـٰلِمُونَ zalimune zalimler olarak • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • عجل (Ejl) kökü: Acele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Bakara suresi 286 ayettir; bu 92. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).