Akıl Kuran (akilkuran.com)

Taha Suresi 120. Ayet Meali

Sonra şeytan ona vesvese verdi. Dedi ki: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacı ve yok olmayacak bir egemenlik için yol göstereyim mi?"

Taha 20:120 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sonra şeytan ona vesvese verdi.
Taha 20:120
فَوَسْوَسَ اِلَيْهِ الشَّيْطَانُ قَالَ يَٓا اٰدَمُ هَلْ اَدُلُّكَ عَلٰى شَجَرَةِ الْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَا يَبْلٰى • Fe vesvese ileyhiş şeytanu kale ya ademu hel edulluke ala şeceretil huldi ve mulkin la yebla. • Meal: Sonra şeytan ona vesvese verdi. Dedi ki: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacı ve yok olmayacak bir egemenlik[1] için yol göstereyim mi?" • Dipnot 1: Veya varlık. • Kelime kelime: فَوَسْوَسَ fevesvese nihayet fısıldadı · إِلَيْهِ ileyhi ona · ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytan · قَالَ kale dedi ki · يَـٰٓـَٔادَمُ ya ademu Adem · هَلْ hel mi? · أَدُلُّكَ edulluke sana göstereyim · عَلَىٰ ala · شَجَرَةِ şecerati ağacını · ٱلْخُلْدِ l-huldi ebedilik · وَمُلْكٍۢ ve mulkin ve bir hükümranlığı · لَّا la · يَبْلَىٰ yebla yok olmayacak • وسوس (wsws) kökü: Kötülük fısıldamak, kötü öneriler yapmak, yanlış şeyler telkin etmek. • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • دلل (dll) kökü: Göstermek, işaret etmek, belirtmek, yönlendirmek, işaret etmek, rehberlik etmek, yanıltmak, keşfetmek, yönetmek • شجر ($jr) kökü: Engellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi… • خلد (xld) kökü: Kalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmak • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • بلو (blw) kökü: Denemek, test etmek, sınamak, imtihan etmek • Taha suresi 135 ayettir; bu 120. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).