Ant olsun ki, Musa'ya: "Kullarımla geceleyin yola çık; onlara denizde kuru bir yol aç. Arkanızdan yetişecekler diye korkma, Allah'a olan bağlılığını kaybetme!" diye vahyettik.
Taha 20:77وَلَقَدْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَسْرِ بِعِبَاد۪ي فَاضْرِبْ لَهُمْ طَر۪يقاً فِي الْبَحْرِ يَبَساًۚ لَا تَخَافُ دَرَكاً وَلَا تَخْشٰى • Ve lekad evhayna ila musa en esri bi ibadi fadrib lehum tarikan fil bahri yebesa, la tehafu dereken ve la tahşa. • Meal: Ant olsun ki, Musa'ya: "Kullarımla geceleyin yola çık; onlara denizde kuru bir yol aç. Arkanızdan yetişecekler diye korkma, Allah'a olan bağlılığını kaybetme!" diye vahyettik. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad ve andolsun · أَوْحَيْنَآ evhayna biz vahyetmiştik · إِلَىٰ ila · مُوسَىٰٓ musa Musa'ya · أَنْ en diye · أَسْرِ esri geceleyin yürüt · بِعِبَادِى biibadi kullarımı · فَٱضْرِبْ fedrib ve vur · لَهُمْ lehum onlar için · طَرِيقًۭا tarikan bir yol · فِى fi · ٱلْبَحْرِ l-behri denizde · يَبَسًۭا yebesen kuru · لَّا la · تَخَـٰفُ tehafu korkma · دَرَكًۭا deraken yetişme(sin)den · وَلَا ve la ve · تَخْشَىٰ tehşa endişe etme • وحي (wHy) kökü: İşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece… • سري (sry) kökü: Gece yürümek, gece yolculuğu yapmak, geceleyin yol almak, gizlice gitmek, sızmak, yayılmak, akmak, geçmek • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • ضرب (Drb) kökü: İyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek… • طرق (Trq) kökü: Geceleyin gelmek, bir şeyi vurmak, çarpmak, vurmak, Tarık - geceleyin gelen veya görünen, gecenin sonunda gelen sabah yıldızı, gece ziyaretçisi, yıldız, tarikan - yol/patika, davranış biçimi, tutum. • بحر (bHr) kökü: Deniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin • يبس (ybs) kökü: Solmuş, kuru, sert/katı/dayanıklı/sağlam/sıkı hale geldi, basınca direnen • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • درك (drk) kökü: Takip etmek, izlemek, yakından takip etmek. • خشي (x$y) kökü: Korkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak. • Taha suresi 135 ayettir; bu 77. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).