Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enbiya Suresi 104. Ayet Meali

O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü düreriz. Onu ilk yarattığımız gibi yeniden yaratacağız. Bu Bizim katımızdan verilmiş bir sözdür. Kuşkusuz sözümüzü yerine getiririz.

Enbiya 21:104 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü düreriz.
Enbiya 21:104
يَوْمَ نَطْوِي السَّمَٓاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِۜ كَمَا بَدَأْنَٓا اَوَّلَ خَلْقٍ نُع۪يدُهُۜ وَعْداً عَلَيْنَاۜ اِنَّا كُنَّا فَاعِل۪ينَ • Yevme natvis semae ke tayyis sicilli lil kutub, kema bede'na evvele halkın nuiduh, va'den aleyna, inna kunna faılin. • Meal: O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü düreriz. Onu[1] ilk yarattığımız gibi yeniden yaratacağız. Bu Bizim katımızdan verilmiş bir sözdür. Kuşkusuz sözümüzü yerine getiririz. • Dipnot 1: Varlıkları. • Kelime kelime: يَوْمَ yevme o gün · نَطْوِى netvi düreriz · ٱلسَّمَآءَ s-semae göğü · كَطَىِّ ketayyi dürer gibi · ٱلسِّجِلِّ s-sicilli tomarlarını · لِلْكُتُبِ ۚ lilkutubi yazı · كَمَا kema gibi · بَدَأْنَآ bede'na başladığımız · أَوَّلَ evvele ilk · خَلْقٍۢ halkin yaratmaya · نُّعِيدُهُۥ ۚ nuiyduhu onu iade ederiz · وَعْدًا vea'den sözdür · عَلَيْنَآ ۚ aleyna üzerimize · إِنَّا inna şüphesiz · كُنَّا kunna biz bunu · فَـٰعِلِينَ failine yapacağız • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • طوي (Twy) kökü: Rulo yapmak, katlamak. • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • سجل (sjl) kökü: Kaydetmek, yazmak, tescil etmek, sicile geçirmek, not almak, deftere yazmak, rapor tutmak, belgelemek, teybe almak • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • بدا (bdA) kökü: Başlamak, görünmek, ortaya çıkmak, belirmek, gözükmek, açığa çıkmak, belli olmak, anlaşılmak, aşikar olmak, meydana çıkmak, karar vermek, düşünmek • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • عود (Ewd) kökü: Geri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri… • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • فعل (fEl) kökü: bir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 104. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).