Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enbiya Suresi 44. Ayet Meali

Oysaki onlara uzun gelen bir ömür boyunca, onları ve atalarını geçindirdik. Yeryüzüne müdahale edip onun her tarafında birçok şeyi nasıl yok ettiğimizi görmüyorlar mı? O halde galip olanlar onlar mı?

Enbiya 21:44 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Oysaki onlara uzun gelen bir ömür boyunca, onları ve atalarını geçindirdik.
Enbiya 21:44
بَلْ مَتَّعْنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُۜ اَفَلَا يَرَوْنَ اَنَّا نَأْتِي الْاَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ اَطْرَافِهَاۜ اَفَهُمُ الْغَالِبُونَ • Bel metta'na haulai ve abaehum hatta tale aleyhimul umur, e fe la yerevne enna ne'til arda nenkusuha min etrafiha, e fehumul galibun. • Meal: Oysaki onlara uzun gelen bir ömür boyunca, onları ve atalarını geçindirdik. Yeryüzüne müdahale edip onun her tarafında birçok şeyi nasıl yok ettiğimizi[1] görmüyorlar mı? O halde galip olanlar onlar mı? • Dipnot 1: Tabiatta ve canlılar aleminde meydana gelen ölümleri, değişiklikleri; her şeyin nasıl ölümlü ve sonlu olduğunu… • Kelime kelime: بَلْ bel bilakis · مَتَّعْنَا mettea'na biz yaşattık · هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i onları · وَءَابَآءَهُمْ ve aba'ehum ve atalarını · حَتَّىٰ hatta nihayet · طَالَ tale uzun geldi · عَلَيْهِمُ aleyhimu kendilerine · ٱلْعُمُرُ ۗ l-umuru ömür · أَفَلَا efela · يَرَوْنَ yeravne görmüyorlar mı? · أَنَّا enna bizim · نَأْتِى ne'ti gelip · ٱلْأَرْضَ l-erde yerlerini (topraklarını) · نَنقُصُهَا nenkusuha eksilttiğimizi · مِنْ min · أَطْرَافِهَآ ۚ etrafiha uçlarından · أَفَهُمُ efehumu onlar mı? · ٱلْغَـٰلِبُونَ l-galibune üstün gelen • متع (mtE) kökü: Faydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün. • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • طول (Twl) kökü: Uzun olmak, uzun süre devam etmek, kalıcı olmak, uzatılmak. taulu - bol servet, kişisel sosyal ve maddi imkanların yeterliliği, güç. tuulun - yükseklik. tawiilun - uzun. tatawala - yayılmak, uzatılmak/uzamak. • عمر (Emr) kökü: İkamet etmek, oturmak, onarmak, tamir etmek/canlandırmak, bakmak, inşa etmek, desteklemek, yetiştirmek, yaşanabilir hale getirmek, iyileştirmek, geliştirmek, nüfuslandırmak, hizmet etmek/desteklemek/gözetmek/saymak… • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • نقص (nqS) kökü: Azalmak, eksilmek, tükenmek, azaltmak, kayıp veya eksikliğe neden olmak, tüketmek, yetersiz kalmak, israf etmek, hafiflemek. • طرف (Trf) kökü: Düşmanın hattının uç noktasına saldırmak, bir şey seçmek, uç nokta, kenar, yan/bitişik/dış kısım, taraf, sınır, son, yeni edinilen, yakınlık, kenar bölgeler • غلب (glb) kökü: Üstesinden geldi, fethetti, boyun eğdirdi, hâkim oldu, aştı, güç veya kuvvette üstün oldu, zafer kazandı. aghlabu - ağaçlarla kaplı (sık), ghulban - bereketli, verimli. • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 44. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).