Eğer onlara, Rabb'inin azabından bir nebze dokunsa, "Eyvah bize! Biz kendimize haksızlık edenleriz." diyecekler.
Enbiya 21:46وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ • Ve le in messethum nefhatun min azabi rabbike le yekulunne ya veylena inna kunna zalimin. • Meal: Eğer onlara, Rabb'inin azabından bir nebze dokunsa, "Eyvah bize! Biz kendimize haksızlık edenleriz." diyecekler. • Kelime kelime: وَلَئِن velein ve eğer · مَّسَّتْهُمْ messethum onlara dokunsa · نَفْحَةٌۭ nefhatun bir esinti · مِّنْ min -ndan · عَذَابِ azabi azabı- · رَبِّكَ rabbike Rabbinin · لَيَقُولُنَّ leyekulunne derler · يَـٰوَيْلَنَآ ya veylena eyvah bize · إِنَّا inna biz gerçekten · كُنَّا kunna olmuşuz · ظَـٰلِمِينَ zalimine zalimler • مسس (mss) kökü: Elle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak. • نفح (nfH) kökü: Kokusunu yaymak, esmek, yayılmak, birisine hafifçe çarpmak. • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 46. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).