Onlar, yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendilerinin, kendisi ile akıl edecekleri kalpleri veya kendisi ile işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde olan kalplerdir.
Hac 22:46اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَٓا اَوْ اٰذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَاۚ فَاِنَّهَا لَا تَعْمَى الْاَبْصَارُ وَلٰكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّت۪ي فِي الصُّدُورِ • E fe lem yesiru fil ardı fe tekune lehum kulubun ya'kılune biha ev azanunyesmeune biha, fe inneha la ta'mal ebsaru ve lakin ta'mal kulubulleti fis sudur. • Meal: Onlar, yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendilerinin, kendisi ile akıl edecekleri kalpleri[1] veya kendisi ile işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde olan kalplerdir. • Dipnot 1: İlahi cevher. İdrak etmenin, düşüncenin merkezi. Kur'an'da kalp, düşünme, akletme, anlama, kavrama, şeylerin hakikatini bilme melekesi/yetisi anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da akletme/düşünme fiili kalbe ait olarak görülmüş; düşünmenin ve anlamanın kalbin bir işlevi olduğu belirtilmiştir. Kalp, bu özelliklerinden dolayı ilahi hitaba muhataptır, yükümlü ve sorumludur. Son yıllarda kalp ile beyin arasındaki iletişim üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda kalbin beyin fonksiyonlarını etkilediğine dair bulgular elde edilmiştir. Tıpkı göz, kulak vs. ile beyin arasındaki iletişim gibi. • Kelime kelime: أَفَلَمْ efelem hiç · يَسِيرُوا۟ yesiru gezmediler mi? · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yer yüzünde · فَتَكُونَ fe tekune olsun · لَهُمْ lehum onların · قُلُوبٌۭ kulubun kalbleri · يَعْقِلُونَ yea'kilune düşünecekleri · بِهَآ biha onunla · أَوْ ev veyahut · ءَاذَانٌۭ azanun kulakları · يَسْمَعُونَ yesmeune işitecekleri · بِهَا ۖ biha onunla · فَإِنَّهَا feinneha zira · لَا la · تَعْمَى tea'ma kör olmaz · ٱلْأَبْصَـٰرُ l-ebsaru gözler · وَلَـٰكِن velakin fakat · تَعْمَى tea'ma kör olur · ٱلْقُلُوبُ l-kulubu kalbler · ٱلَّتِى lleti · فِى fi içindeki · ٱلصُّدُورِ s-suduri göğüsler • سير (syr) kökü: Yürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesi • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • عقل (Eql) kökü: Bağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak. • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • عمي (Emy) kökü: görevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük. • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • صدر (Sdr) kökü: Geri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi… • Hac suresi 78 ayettir; bu 46. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).