Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzünü nasıl yeşerttiğini görmüyor musun? Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Hac 22:63اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۘ فَتُصْبِـحُ الْاَرْضُ مُخْضَرَّةًۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌۚ • E lem tere ennallahe enzele mines semai maen fe tusbihul ardu muhdarreh, innallahe latifun habir. • Meal: Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzünü nasıl yeşerttiğini görmüyor musun? Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır. • Kelime kelime: أَلَمْ elem · تَرَ tera görmedin mi · أَنَّ enne kesinlikle · ٱللَّهَ llahe Allah · أَنزَلَ enzele indirir · مِنَ mine -ten · ٱلسَّمَآءِ s-semai gök- · مَآءًۭ maen bir su · فَتُصْبِحُ fetusbihu böylece olur · ٱلْأَرْضُ l-erdu yeryüzü · مُخْضَرَّةً ۗ muhderraten yemyeşil · إِنَّ inne doğrusu · ٱللَّهَ llahe Allah · لَطِيفٌ letifun latiftir · خَبِيرٌۭ habirun habirdir • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • موه (mwh) kökü: su, yağmur • صبح (SbH) kökü: Sabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • خضر (xDr) kökü: Yasaklanmış olanı yapmak, geçim araçlarıyla kutsanmış olmak, gençken ölmek, yük veya külfet yüklenmek, yeşil olmak, yeşil renge dönüşmek (9. fiil formu), kesilmek veya koparılmak (gençken ölmek veya olgunlaşmadan… • لطف (lTf) kökü: İnce, narin, zarif, nezaket, şık, nazik, kibar, güzel, hoş, okşamak/rahatlatmak, hediye/armağan olma durumu. • خبر (xbr) kökü: Bilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık. • Hac suresi 78 ayettir; bu 63. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).