Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nur Suresi 2. Ayet Meali

Zina yapan kadın ve zina yapan erkeğin her birine yüzer sopa vurun. Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onlara karşı duyduğunuz acıma duygusu sizi Allah'ın bu yasasını uygulamaktan alıkoymasın. Mü'minlerden bir grup da buna tanık olsun.

Nur 24:2 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Zina yapan kadın ve zina yapan erkeğin her birine yüzer sopa vurun.
Nur 24:2
اَلزَّانِيَةُ وَالزَّان۪ي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍۖ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۚ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَٓائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ • Ez zaniyetu vez zani feclidu kulle vahıdin min huma miete celdetin ve la te'huzkum bi hima ra'fetun fi dinillahi in kuntum tu'minune billahi vel yevmil ahır, vel yeşhed azabehuma taifetun minel mu'minin. • Meal: Zina yapan kadın ve zina[1] yapan erkeğin her birine yüzer sopa vurun. Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onlara karşı duyduğunuz acıma duygusu sizi Allah'ın bu yasasını uygulamaktan alıkoymasın. Mü'minlerden bir grup da buna tanık olsun. • Dipnot 1: Ayette zinanın cezasının ne olduğu açıkça belirtilmektedir. Geleneksel anlayışın uydurduğu din anlayışının dediği gibi zina yapmanın cezası recmetmek, yanı taşlayarak öldürmek değil, yüz sopadır. Recmetmek kesinlikle Allah'ın dininde yoktur; bu ceza İsrailiyyat'a ait bir uygulamadır (Tevrat, Tesniye Bab:22). Kur'an'da olmayan bir hükmü dinde hüküm yapmak, Kur'an'ın ifadesiyle, "kendi uydurduğunu din edinmektir." Ayette, zina eden erkek ve zina eden kadın kelimeleri harf-i tarifli yani "belirli isim" olarak ifade edilmektedir. Bu, zina yapanların bilinen ve bunu alışkanlık haline getiren kimseler olduğunu göstermektedir. • Kelime kelime: ٱلزَّانِيَةُ ez-zaniyetu zina eden kadına · وَٱلزَّانِى ve zzani ve zina eden erkeğe · فَٱجْلِدُوا۟ feclidu vurun · كُلَّ kulle her · وَٰحِدٍۢ vahidin birine · مِّنْهُمَا minhuma onlardan · مِا۟ئَةَ miaete yüz · جَلْدَةٍۢ ۖ celdetin değnek · وَلَا ve la ve asla · تَأْخُذْكُم te'huzkum sizi tutmasın · بِهِمَا bihima onlara karşı · رَأْفَةٌۭ ra'fetun acıma duygusu · فِى fi · دِينِ dini dininde (cezasını uygulamada) · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · إِن in eğer · كُنتُمْ kuntum iseniz · تُؤْمِنُونَ tu'minune inananlar · بِٱللَّهِ billahi Allah'a · وَٱلْيَوْمِ velyevmi ve gününe · ٱلْـَٔاخِرِ ۖ l-ahiri ahiret · وَلْيَشْهَدْ velyeşhed ve şahid olsun · عَذَابَهُمَا azabehuma onlara yapılan azaba · طَآئِفَةٌۭ taifetun bir grup · مِّنَ mine -den · ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine mü'minler- • زني (zny) kökü: Bir şeyin üzerine çıkmak, binmek, zina yapmak, zina eden kişi. • جلد (jld) kökü: Vurmak/incitmek/deriyi dövmek, kamçıyla vurmak, düşmek, zorlamak, dayanıklı/güçlü/sağlam olmak, dayanıklı veya sabırlı olmak, biriyle mücadele etmek, zorlamak/mecbur bırakmak/gerekli kılmak. • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • وحد (wHd) kökü: Bir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız. • ماي (mAy) kökü: Yüz (100) • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • راف (rAf) kökü: Merhametli/nazik/şefkatli olmak, acımak, uzlaştırmak, şefkat, hoşgörülü, yumuşak • دين (dyn) kökü: İtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • طوف (Twf) kökü: Gitme/yürüme eylemi, etrafta gezinme, dolaşma, seyahat etme, ona gelme, üzerine gelme, ziyaret, yaklaşma, yakınına gelme, sıkça etrafında dönme, kuşatma • Nur suresi 64 ayettir; bu 2. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).