Resul: "Ey Rabb'im, halkım bu Kur'an'ı mehcur tuttu." dedi.
Furkan 25:30وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُوراً • Ve kaler resulu ya rabbi inne kavmittehazu hazel kur'ane mehcura. • Meal: Resul: "Ey Rabb'im, halkım bu Kur'an'ı mehcur[1] tuttu." dedi. • Dipnot 1: Kur'an'la bağlarını kopardı. Ona karşı duyarsız hale geldi. Kur'an'nı hayat kitapları olmaktan çıkardı. • Kelime kelime: وَقَالَ ve kale ve dedi ki · ٱلرَّسُولُ r-rasulu Elçi · يَـٰرَبِّ ya rabbi Rabbi · إِنَّ inne şüphesiz · قَوْمِى kavmi kavmim · ٱتَّخَذُوا۟ ttehazu bıraktılar · هَـٰذَا haza bu · ٱلْقُرْءَانَ l-kurane Kur'an'ı · مَهْجُورًۭا mehcuran terk edilmiş • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • قرا (qrA) kökü: Okumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathane • هجر (hjr) kökü: Terk etmek/bırakmak/vazgeçmek/ayrılmak/reddetmek/çekilmek, kendini bir şeyden ayırmak, ilişkiyi kesmek, sakınmak, uzak durmak, bedenen veya dil ile ya da kalben terk etmek, şehvet ve kötü davranışlardan uzaklaşmak. Hijr… • Furkan suresi 77 ayettir; bu 30. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).