Bu hep böyle olmuştur. Biz her Nebi'ye, mücrimlerden bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabb'in sana yeter.
Furkan 25:31وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُواًّ مِنَ الْمُجْرِم۪ينَۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِياً وَنَص۪يراً • Ve kezalike cealna li kulli nebiyyin aduvven minel mucrimin, ve kefa bi rabbike hadiyen ve nasira. • Meal: Bu hep böyle olmuştur. Biz her Nebi'ye, mücrimlerden[1] bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabb'in sana yeter. • Dipnot 1: Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır. • Kelime kelime: وَكَذَٰلِكَ ve kezalike ve böylece · جَعَلْنَا cealna biz var ettik · لِكُلِّ likulli her · نَبِىٍّ nebiyyin elçiye · عَدُوًّۭا aduvven bir düşman · مِّنَ mine -dan · ٱلْمُجْرِمِينَ ۗ l-mucrimine suçlular- · وَكَفَىٰ vekefa yeter · بِرَبِّكَ birabbike Rabbin · هَادِيًۭا hadiyen yol gösterici olarak · وَنَصِيرًۭا ve nesiran ve yardımcı olarak • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • جرم (jrm) kökü: Bir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir… • كفي (kfy) kökü: Yeterli olmak, yetmek. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • Furkan suresi 77 ayettir; bu 31. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).