De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabb'im sizi ne yapsın?" Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.
Furkan 25:77قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَاماً • Kul ma ya'beu bikum rabbi lev la duaukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekunu lizama. • Meal: De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabb'im sizi ne yapsın?[1]" Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz. • Dipnot 1: "Başkasına yönelmez, onlardan yardım istemezseniz, Allah sizi ne diye cezalandırsın!" (4:147). • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · مَا ma ne diye? · يَعْبَؤُا۟ yea'beu değer versin · بِكُمْ bikum size · رَبِّى rabbi Rabbim · لَوْلَا levla olmadıktan sonra · دُعَآؤُكُمْ ۖ duaa'ukum du'anız · فَقَدْ fekad andolsun · كَذَّبْتُمْ kezzebtum yalanladınız · فَسَوْفَ fesevfe bu yüzden · يَكُونُ yekunu olacaktır · لِزَامًۢا lizamen (azab) kaçınılmaz • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • عبا (EbA) kökü: Önemsemek, ilgilenmek, değer vermek, ağırlık vermek, kıymet vermek, endişelenmek. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • لزم (lzm) kökü: Lazım olmak, gerekli olmak, zorunlu olmak, yapışmak, ayrılmamak, bağlanmak, devamlı kalmak, sürekli olmak, yerleşmek, uymak, takip etmek • Furkan suresi 77 ayettir; bu 77. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).