"Göğsüm daralır, dilim dönmez; onun için Harun'u gönder."
Şuara 26:13وَيَض۪يقُ صَدْر۪ي وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَان۪ي فَاَرْسِلْ اِلٰى هٰرُونَ • Ve yadiku sadri ve la yentaliku lisani fe ersil ila harun. • Meal: "Göğsüm daralır, dilim dönmez;[1] onun için Harun'u gönder." • Dipnot 1: Musa daha önce karışmış olduğu cinayet olayından dolayı tedirginlik gösterdi. • Kelime kelime: وَيَضِيقُ ve yediku ve daralıyor · صَدْرِى sadri göğsüm · وَلَا ve la ve · يَنطَلِقُ yentaliku açılmıyor · لِسَانِى lisani dilim · فَأَرْسِلْ feersil onun için elçilik ver · إِلَىٰ ila · هَـٰرُونَ harune Harun'a da • ضيق (Dyq) kökü: Daraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı. • صدر (Sdr) kökü: Geri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi… • طلق (Tlq) kökü: Bağdan kurtulmak, boşanmak, reddedilmek. talak - boşanma. ta'allaqa (fiil 2) - boşanmak/bırakmak/ayrılmak. mutallaqatun - boşanmış kadın. intalaqa - bir şey yapmaya başlamak, ayrılmak, bir şey yapmaya koyulmak, yoluna… • لسن (lsn) kökü: Bir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • Şuara suresi 227 ayettir; bu 13. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).