Şuara Suresi 187. Ayet Meali
"Eğer doğru söylüyorsan, haydi gökten üzerimize parçalar düşür."
Şuara 26:187
فَاَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفاً مِنَ السَّمَٓاءِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَۜ • Fe eskıt aleyna kisefen mines semai in kunte mines sadıkin. • Meal: "Eğer doğru söylüyorsan, haydi gökten üzerimize parçalar düşür." • Kelime kelime: فَأَسْقِطْ feeskit o halde düşür · عَلَيْنَا aleyna üzerimize · كِسَفًۭا kisefen parçalar · مِّنَ mine -ten · ٱلسَّمَآءِ s-semai gök- · إِن in eğer · كُنتَ kunte isen · مِنَ mine -dan · ٱلصَّـٰدِقِينَ s-sadikine doğrular- • سقط (sqT) kökü: Düşmek, düşürmek, yere serilmek, inmek, alçalmak, değerini yitirmek, çökmek, başarısız olmak, hükümsüz kalmak, iptal olmak, yıkılmak, ölmek, sönmek • كسف (ksf) kökü: Parçalar, kırıntılar, yığınlar, paramparça etmek, parçalara ayırmak • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • Şuara suresi 227 ayettir; bu 187. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).