Akıl Kuran (akilkuran.com)

Şuara Suresi 34. Ayet Meali

Firavun, yanındaki melelere: "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi.

Şuara 26:34 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Firavun, yanındaki melelere: "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi.
Şuara 26:34
قَالَ لِلْمَلَأِ حَوْلَـهُٓ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَل۪يمٌۙ • Kale lil melei havlehu inne haza le sahırun alim. • Meal: Firavun, yanındaki melelere:[1] "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi. • Dipnot 1: Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı. • Kelime kelime: قَالَ kale (Fir'avn) dedi · لِلْمَلَإِ lilmelei ileri gelenlere · حَوْلَهُۥٓ havlehu çevresindeki · إِنَّ inne şüphesiz · هَـٰذَا haza bu · لَسَـٰحِرٌ lesahirun bir büyücüdür · عَلِيمٌۭ alimun bilen • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ملا (mlA) kökü: Doldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst… • حول (Hwl) kökü: Değişmek, araya girmek, yanından geçmek için. Dönüştürülmüş veya değiştirilmiş olmak, bir şeyden başka bir şeye dönmek veya dönüşmek, aktarılmak veya taşınmak, hareket etmek veya kaldırmak, eğri veya düzgün olmamak… • سحر (sHr) kökü: Büyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vakti • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Şuara suresi 227 ayettir; bu 34. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).