Şuara Suresi 44. Ayet Meali
Bunun üzerine iplerini ve asalarını attılar. "Firavun'un onuru adına elbette galip gelecekler bizler olacağız." dediler.
Şuara 26:44
فَاَلْقَوْا حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ اِنَّا لَنَحْنُ الْغَالِبُونَ • Fe elkav hıbalehum ve ısıyyehum ve kalu bi izzeti fir'avne inna le nahnul galibun. • Meal: Bunun üzerine iplerini ve asalarını attılar. "Firavun'un onuru adına elbette galip gelecekler bizler olacağız." dediler. • Kelime kelime: فَأَلْقَوْا۟ feelkav sonra attılar · حِبَالَهُمْ hibalehum iplerini · وَعِصِيَّهُمْ ve isiyyehum ve değneklerini · وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler · بِعِزَّةِ biizzeti şerefine · فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn'ın · إِنَّا inna biz · لَنَحْنُ lenehnu elbette biz · ٱلْغَـٰلِبُونَ l-galibune galib geleceğiz • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • حبل (Hbl) kökü: İple bağlamak/sıkmak, ip/kordon, ahit, tuzağa düşürme aracı, güvenlik sözü/güvencesi alma, tuzak, tuzağa düşürmek, büyülemek, hamile/dolu olmak, bağ, birleşme nedeni, bağlantı, evlilik, şah damarı, boyun toplardamarı… • عصو (ESw) kökü: Sopayla vurmak. asiya/ya'sa - sopa almak, bir araya gelmek, koleksiyon, birikim, şaşırtıcı, toplanma, topluluk, cemaat. asa - değnek, sopa, çubuk, destekler, millet, ustalık, insanlar, parti, dil, deri, kemik. idrib bi… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • غلب (glb) kökü: Üstesinden geldi, fethetti, boyun eğdirdi, hâkim oldu, aştı, güç veya kuvvette üstün oldu, zafer kazandı. aghlabu - ağaçlarla kaplı (sık), ghulban - bereketli, verimli. • Şuara suresi 227 ayettir; bu 44. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).