Allah'a yemin ederek dediler ki: "Gece ona ve ailesine baskın yapalım. Sonra da onun velisine ailesinin yok edilmesiyle bir ilgimiz yok, biz kesinlikle doğru söyleyenleriz diyelim."
Neml 27:49قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللّٰهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَاَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّه۪ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ اَهْلِه۪ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ • Kalu tekasemu billahi le nubeyyitennehu ve ehlehu summe le nekulenne li veliyyihi ma şehidna mehlike ehlihi ve inna le sadikun. • Meal: Allah'a yemin ederek dediler ki: "Gece ona ve ailesine baskın yapalım. Sonra da onun velisine[1] ailesinin yok edilmesiyle bir ilgimiz yok, biz kesinlikle doğru söyleyenleriz diyelim." • Dipnot 1: Ona sahip çıkanlara, koruyup kollayan yakınlarına. • Kelime kelime: قَالُوا۟ kalu dediler · تَقَاسَمُوا۟ tekasemu and içerek · بِٱللَّهِ billahi Allah'a · لَنُبَيِّتَنَّهُۥ lenubeyyitennehu biz gece ona baskın yapalım · وَأَهْلَهُۥ ve ehlehu ve ailesine · ثُمَّ summe sonra · لَنَقُولَنَّ lenekulenne diyelim · لِوَلِيِّهِۦ liveliyyihi velisine · مَا ma · شَهِدْنَا şehidna şahit olmadık · مَهْلِكَ mehlike helakine · أَهْلِهِۦ ehlihi ailesinin · وَإِنَّا ve inna ve biz · لَصَـٰدِقُونَ lesadikune gerçekten doğrulardanız • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • قسم (qsm) kökü: Bölmek, düzenlemek, ayırmak, pay etmek, dağıtmak. Qasamun - yemin. Qismatun - bölme, ayrım, bölüştürme, pay etme. Maqsumun - bölünmüş/belirgin. Muqassimun (fiil 2) - yemin eden, pay eden kişi. Qasama (fiil 3) - yemin… • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • اهل (Ahl) kökü: sahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • هلك (hlk) kökü: Ölmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak. • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • Neml suresi 93 ayettir; bu 49. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).