Ve de ki: "Hamd Allah'adır. Size ayetlerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Senin Rabb'in, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Neml 27:93وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ سَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ فَتَعْرِفُونَهَاۜ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ • Ve kulil hamdu lillahi seyurikum ayatihi fe ta'rifuneha, ve ma rabbuke bi gafilin amma ta'melun. • Meal: Ve de ki: "Hamd Allah'adır. Size ayetlerini[1] gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız." Senin Rabb'in, yaptıklarınızdan habersiz değildir. • Dipnot 1: Vadettiklerini. • Kelime kelime: وَقُلِ ve kuli ve de ki · ٱلْحَمْدُ l-hamdu hamdolsun · لِلَّهِ lillahi Allah'a · سَيُرِيكُمْ seyurikum O size gösterecek · ءَايَـٰتِهِۦ ayatihi ayetlerini · فَتَعْرِفُونَهَا ۚ fe tea'rifuneha siz de onları tanıyacaksınız · وَمَا ve ma ve değildir · رَبُّكَ rabbuke Rabbin · بِغَـٰفِلٍ bigafilin gafil · عَمَّا amma şeylerden · تَعْمَلُونَ tea'melune yaptıklarınız • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • حمد (Hmd) kökü: Birini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak. • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • عرف (Erf) kökü: O bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • غفل (gfl) kökü: Dikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşan • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Neml suresi 93 ayettir; bu 93. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).