Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kasas Suresi 53. Ayet Meali

Onlara okunduğu zaman: "Ona inandık. Kuşkusuz o, Rabb'imizden gelen Hakk'tır. Biz ondan önce de teslim olanlardık." dediler.

Kasas 28:53 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlara okunduğu zaman: "Ona inandık.
Kasas 28:53
وَاِذَا يُتْلٰى عَلَيْهِمْ قَالُٓوا اٰمَنَّا بِه۪ٓ اِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلِه۪ مُسْلِم۪ينَ • Ve iza yutla aleyhim kalu amenna bihi innehul hakku min rabbina inna kunna min kablihi muslimin. • Meal: Onlara okunduğu[1] zaman: "Ona inandık. Kuşkusuz o, Rabb'imizden gelen Hakk'tır. Biz ondan önce de teslim[2] olanlardık." dediler. • Dipnot 1: Müslim olanlarız. • Dipnot 2: Söz, vahiy onlara duyurulduğu zaman. • Kelime kelime: وَإِذَا ve iza zaman · يُتْلَىٰ yutla (Kur'an) okunduğu · عَلَيْهِمْ aleyhim onlara · قَالُوٓا۟ kalu derler · ءَامَنَّا amenna inandık · بِهِۦٓ bihi ona · إِنَّهُ innehu kesinlikle o · ٱلْحَقُّ l-hakku bir haktır · مِن min -den · رَّبِّنَآ rabbina Rabbimiz- · إِنَّا inna zaten biz · كُنَّا kunna idik · مِن min · قَبْلِهِۦ kablihi ondan önce de · مُسْلِمِينَ muslimine müslümanlar • تلو (tlw) kökü: Takip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • سلم (slm) kökü: barış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak • Kasas suresi 88 ayettir; bu 53. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).