Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.
Kasas 28:58وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ بَطِرَتْ مَع۪يشَتَهَاۚ فَتِلْكَ مَسَاكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَنْ مِنْ بَعْدِهِمْ اِلَّا قَل۪يلاًۜ وَكُنَّا نَحْنُ الْوَارِث۪ينَ • Ve kem ehlekna min karyetin batırat maişeteha, fe tilke mesakinuhum lem tusken min ba'dihim illa kalila, ve kunna nahnul varisin. • Meal: Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı. • Kelime kelime: وَكَمْ ve kem ve nicesini · أَهْلَكْنَا ehlekna helak ettik · مِن min -den · قَرْيَةٍۭ karyetin kent(ler)- · بَطِرَتْ betirat şımarmış · مَعِيشَتَهَا ۖ meiyşeteha refah içinde · فَتِلْكَ fe tilke İşte şunlar · مَسَـٰكِنُهُمْ mesakinuhum onların meskenleri · لَمْ lem · تُسْكَن tusken oralarda oturulmadı · مِّنۢ min · بَعْدِهِمْ bea'dihim onlardan sonra · إِلَّا illa ancak · قَلِيلًۭا ۖ kalilen pek az · وَكُنَّا ve kunna ve biz olduk · نَحْنُ nehnu biz · ٱلْوَٰرِثِينَ l-varisine varisler • هلك (hlk) kökü: Ölmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak. • قري (qry) kökü: Bir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek. • بطر (bTr) kökü: Küstah davranmak, pervasız, kibirli, övüngen, nankör/minnetsiz, sersemletilmiş, aklından mahrum edilmiş, gururlu, kendini beğenmiş. • عيش (Ey$) kökü: Belirli bir şekilde yaşamak, hayatını sürdürmek, yaşam sahibi olmak, geçim aramak. İşatun - geçim, geçim arama zamanı. Maişetun - varoluş, yaşam tarzı, ritüeller, yaşam gereksinimleri, yaşam ve geçim araçları, yaşamak… • سكن (skn) kökü: Sakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • قلل (qll) kökü: Az sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • ورث (wrv) kökü: Birine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmak • Kasas suresi 88 ayettir; bu 58. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).