Derken Firavun ailesi, kendileri için bir düşman ve başlarına dert olacak olan onu, buluntu olarak aldı. Firavun, Haman ve askerleri yanlış yaptılar.
Kasas 28:8فَالْتَقَطَهُٓ اٰلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُواًّ وَحَزَناًۜ اِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِـ۪ٔينَ • Feltekatahu alu fir'avne li yekune lehum aduvven ve hazena, inne fir'avne ve hamane ve cunudehuma kanu hatıin. • Meal: Derken Firavun ailesi, kendileri için bir düşman ve başlarına dert olacak olan onu, buluntu olarak aldı. Firavun, Haman ve askerleri yanlış yaptılar. • Kelime kelime: فَٱلْتَقَطَهُۥٓ feltekatahu nihayet onu aldı · ءَالُ alu ailesi · فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn · لِيَكُونَ liyekune olsunası için · لَهُمْ lehum kendilerine · عَدُوًّۭا aduvven bir düşman · وَحَزَنًا ۗ ve hazenen ve başlarına derd · إِنَّ inne gerçekten · فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn · وَهَـٰمَـٰنَ ve hamane ve Haman · وَجُنُودَهُمَا ve cunudehuma ve askerleri · كَانُوا۟ kanu · خَـٰطِـِٔينَ hatiine yanılıyorlardı • لقط (lqT) kökü: Toplamak, seçmek, almak, kaldırmak, bir araya getirmek, ayıklamak, derlemek, edinmek, dağınık olan herhangi bir şeyi toplamak • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • حزن (Hzn) kökü: Üzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için)… • جند (jnd) kökü: Orduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler]. • خطا (xTA) kökü: Yanlış yapmak, hata yapmak, ceza gerektiren bir günah/suç/itaatsizlik yapmak, kasıtlı veya kasıtsız bir hata/kusur işlemek, yanlış bir yol izlemek (kasıtlı veya değil), bir şeyin kaçırılmasına veya atlanmasına neden… • Kasas suresi 88 ayettir; bu 8. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).