Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kasas Suresi 85. Ayet Meali

Sana Kur'an'ı farz kılan, elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin sapkın olduğunu Rabb'im bilir."

Kasas 28:85 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sana Kur'an'ı farz kılan, elbette seni dönülecek yere döndürecektir.
Kasas 28:85
اِنَّ الَّذ۪ي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَـرَٓادُّكَ اِلٰى مَعَادٍۜ قُلْ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ مَنْ جَٓاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ • İnnellezi farada aleykel kur'ane le radduke ila mead, kul rabbi a'lemu men cae bil huda ve men huve fi dalalin mubin. • Meal: Sana Kur'an'ı farz kılan,[1] elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin sapkın olduğunu Rabb'im bilir." • Dipnot 1: Kur'an'a uymayı zorunlu kılan. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِى llezi ki · فَرَضَ ferade gerekli kılan · عَلَيْكَ aleyke sana · ٱلْقُرْءَانَ l-kurane Kur'an'ı · لَرَآدُّكَ leradduke elbette seni döndürecektir · إِلَىٰ ila · مَعَادٍۢ ۚ meaadin varılacak yere · قُل kul de ki · رَّبِّىٓ rabbi Rabbim · أَعْلَمُ ea'lemu bilir · مَن men kim · جَآءَ ca'e getirmiştir · بِٱلْهُدَىٰ bil-huda hidayet · وَمَنْ ve men ve kim · هُوَ huve O · فِى fi içindedir · ضَلَـٰلٍۢ delalin bir sapıklık · مُّبِينٍۢ mubinin apaçık • فرض (frD) kökü: Yasa uygulamak, emretmek, buyurmak, yürürlüğe koymak, yerleştirmek, sabitlemek, onaylamak, atamak, uyulmasını ve itaat edilmesini emretmek, yaptırım uygulamak, tayin etmek, yaşında olmak. Faridzun - yaşlı inek… • قرا (qrA) kökü: Okumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathane • ردد (rdd) kökü: Geri göndermek, geri döndürmek, reddetmek, kabul etmemek, geri püskürtmek, geri dönmek, eski haline getirmek, geri vermek, başvurmak, tekrar vermek, tekrar almak, tekrarlamak, geri gitmek, orijinal durumuna dönmek… • عود (Ewd) kökü: Geri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • Kasas suresi 88 ayettir; bu 85. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).