Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ali İmran Suresi 116. Ayet Meali

Kuşkusuz Kafirlerin ne malları ne de evlatları Allah'ın yanında bir yarar sağlamayacaktır. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Ali İmran 3:116 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kuşkusuz Kafirlerin ne malları ne de evlatları Allah'ın yanında bir yarar sağlamayacaktır.
Ali İmran 3:116
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ • İnnellezine keferu len tugniye anhum emvaluhum ve la evladuhum minallahi şey'a, ve ulaike ashabun nar, hum fiha halidun. • Meal: Kuşkusuz Kafirlerin ne malları ne de evlatları Allah'ın yanında bir yarar sağlamayacaktır. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) · لَن len · تُغْنِىَ tugniye yarar sağlamayacaktır · عَنْهُمْ anhum onlara · أَمْوَٰلُهُمْ emvaluhum malları · وَلَآ ve la ne de · أَوْلَـٰدُهُم evladuhum evladları · مِّنَ mine karşı · ٱللَّهِ llahi Allah'a · شَيْـًۭٔا ۖ şey'en hiçbir şey · وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve ulaike ve onlar · أَصْحَـٰبُ eshabu halkıdır · ٱلنَّارِ ۚ n-nari ateş · هُمْ hum onlar · فِيهَا fiha orada · خَـٰلِدُونَ halidune sürekli kalacaklardır • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • غني (gny) kökü: İhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti • مول (mwl) kökü: Zenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak. • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • صحب (SHb) kökü: eşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi… • نور (nwr) kökü: ateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak • خلد (xld) kökü: Kalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmak • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 116. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).