Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ali İmran Suresi 170. Ayet Meali

Allah'ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler. Arkalarından gelecek olanlara, bir korkunun olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.

Ali İmran 3:170 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah'ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler.
Ali İmran 3:170
فَرِح۪ينَ بِمَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۙ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذ۪ينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِمْ مِنْ خَلْفِهِمْۙ اَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۢ • Ferihine bi ma atahumullahu min fadlıhi, ve yestebşirune billezine lem yelhaku bihim min halfihim, ella havfun aleyhim ve la hum yahzenun. • Meal: Allah'ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler. Arkalarından gelecek olanlara, bir korkunun olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler. • Kelime kelime: فَرِحِينَ ferihine sevinirler · بِمَآ bima şeylerden · ءَاتَىٰهُمُ atahumu kendilerine verdikleri · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · مِن min -ndan · فَضْلِهِۦ fedlihi lutfu- · وَيَسْتَبْشِرُونَ ve yestebşirune ve müjdelemek isterler · بِٱلَّذِينَ biellezine kimselere · لَمْ lem · يَلْحَقُوا۟ yelhaku henüz yetişemeyen(lere) · بِهِم bihim kendilerine · مِّنْ min · خَلْفِهِمْ halfihim arkalarından · أَلَّا ella · خَوْفٌ havfun korku olmadığına · عَلَيْهِمْ aleyhim onlara · وَلَا ve la · هُمْ hum onların · يَحْزَنُونَ yehzenune üzüntüye uğramayacaklarına • فرح (frH) kökü: Memnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı. • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • فضل (fDl) kökü: üstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • لحق (lHq) kökü: Geçmek, ulaşmak, elde etmek, yakalamak, yarılmak, birleşmek, eşit duruma gelmek veya kendini eşit duruma getirmek, takip etmek, bağlanmak, uyumlu olmak. • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • حزن (Hzn) kökü: Üzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için)… • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 170. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).