Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma. Bilakis onlar diridirler, Rabb'leri katında rızıklanmaktadırlar.
Ali İmran 3:169وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ قُتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتاًۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَۙ • Ve la tahsebennellezine kutilu fi sebilillahi emvata, bel ahyaun inde rabbihim yurzekun. • Meal: Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma.[1] Bilakis onlar diridirler, Rabb'leri katında rızıklanmaktadırlar. • Dipnot 1: Kur'an'a göre; Allah yolunda ölenler de dahil, her canlı ölümü tadacaktır (Bkz.3:185). Her canlı ölmektedir, ölecektir. Burada, Allah yolunda ölmenin, normal bir ölüm olarak görülmeyecek kadar önemli olduğu, sıradan ölümlerden farklı olduğu vurgulanmaktadır. Zira bu tarz bir ölüm; Allah'ın yanında çok aziz, çok değerli ve çok şerefli bir ölüm şekli olduğundan, Allah, bu niteleme ile diğer ölümlerden farkı ortaya koymak için; "Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma" demektedir. Bu, öylesine güzel bir ölüm şeklidir ki, Allah'ın katında en iyi şekilde ağırlanma yapılmaktadır. • Kelime kelime: وَلَا ve la · تَحْسَبَنَّ tehsebenne sanma · ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri · قُتِلُوا۟ kutilu öldürülenleri · فِى fi · سَبِيلِ sebili yolunda · ٱللَّهِ llahi Allah · أَمْوَٰتًۢا ۚ emvaten ölüler · بَلْ bel bilakis · أَحْيَآءٌ ehya'un (onlar) diridirler · عِندَ inde katında · رَبِّهِمْ rabbihim Rableri · يُرْزَقُونَ yurzekune rızıklanmaktadırlar • حسب (Hsb) kökü: Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu… • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 169. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).