Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ali İmran Suresi 36. Ayet Meali

Onu doğurunca: "Rabb'im! Ben onu kız olarak doğurdum." Zaten Allah onun ne doğurduğunu daha iyi biliyordu. "Erkek kız gibi değildir. İsmini, Meryem koydum. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytana karşı Sen'in himayene bırakıyorum." dedi.

Ali İmran 3:36 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onu doğurunca: "Rabb'im!
Ali İmran 3:36
فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ اِنّ۪ي وَضَعْتُهَٓا اُنْثٰىۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْۜ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالْاُنْثٰىۚ وَاِنّ۪ي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَاِنّ۪ٓي اُع۪يذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ • Fe lemma vadaatha kalet rabbi inni vada'tuha unsa vallahu a'lemu bi ma vadaat ve leysez zekeru kel unsa, ve inni semmeytuha meryeme ve inni uizuha bike ve zurriyyeteha mineş şeytanir racim. • Meal: Onu doğurunca: "Rabb'im! Ben onu kız olarak doğurdum." Zaten Allah onun ne doğurduğunu daha iyi biliyordu. "Erkek kız gibi değildir. İsmini, Meryem koydum. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytana[1] karşı Sen'in himayene bırakıyorum." dedi. • Dipnot 1: Kelimesi kelimesine, şeytani'r-racim. Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demek olan şeytan; hakka aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin, kötülük dürtüsünün saptırıcı telkin ve yönlendirmelerinin ortak karakteristik adıdır. "Euzu billahi mine'ş-şeytani'r-racim" terkibine, "kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" anlamının verilmesi doğru değildir. Şeytandan Allah'a sığınmak, "ins" ve "cinn"nin yani görünen görünmeyen güçlerin, kişi ve kurumların saptırıcı telkin ve yönlendirmelerine karşı kişinin, vahyi ölçü alarak kendisini koruması demektir. Doğruyu vahiyden öğrenip, şeytanın saptırmasını önlemektir. Allah'a sığınmak, O'nun buyruklarına uymak demektir. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma ne zaman ki · وَضَعَتْهَا vedeatha onu doğurunca · قَالَتْ kalet şöyle söyledi · رَبِّ rabbi Rabbim · إِنِّى inni şüphesiz ben · وَضَعْتُهَآ vedea'tuha onu doğurdum · أُنثَىٰ unsa bir kız · وَٱللَّهُ vallahu Allah · أَعْلَمُ ea'lemu bilirken · بِمَا bima (onun) ne · وَضَعَتْ vedeat doğurduğunu · وَلَيْسَ veleyse ve değildir · ٱلذَّكَرُ z-zekeru erkek · كَٱلْأُنثَىٰ ۖ kalunsa kız gibi · وَإِنِّى ve inni doğrusu ben · سَمَّيْتُهَا semmeytuha ona adını verdim · مَرْيَمَ meryeme Meryem · وَإِنِّىٓ ve inni şüphesiz ben · أُعِيذُهَا uiyzuha onu ısmarlıyorum · بِكَ bike sana · وَذُرِّيَّتَهَا ve zurriyyeteha ve soyunu · مِنَ mine -nden · ٱلشَّيْطَـٰنِ ş-şeytani şeytan(ın şerri)- · ٱلرَّجِيمِ r-racimi kovulmuş • وضع (wDE) kökü: Bir şeyi bir yere koymak veya yerleştirmek, elinden bırakmak veya atmak, Ra-Fa-Ayn'ın zıttı, bir şeyi aşağı koymak, ortaya çıkarmak, atamak, yüklemek/hafifletmek, devretmek, vazgeçmek, derecesini/rütbesini/durumunu… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • انث (Anv) kökü: Kadın olmak, yumuşak olmak, dişi olmak, nazik olmak, kırılgan olmak, ince olmak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • عوذ (Ewp) kökü: Sığınmak, korunmak istemek, yardım dilemek, Allah'a sığınmak, himaye talep etmek, korunma talebi • ذرر (prr) kökü: Saçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek. • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • رجم (rjm) kökü: Taşlamak, taş atmak, taşlayarak öldürmek, lanetlemek, sövmek, kovmak, (mezara) taş koymak, tahmine dayalı konuşmak, tahminler yapmak, tahmin etmek, öngörmek, ayaklarla yere vurma eylemi. Rajmun - tahmin, tahmine dayalı… • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 36. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).