İman ettikten sonra Kafir olup ve küfürlerinde ısrarcı olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapkın olanlardır.
Ali İmran 3:90اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْدَ ا۪يمَانِهِمْ ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْراً لَنْ تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الضَّٓالُّونَ • İnnellezine keferu ba'de imanihim summezdadu kufran len tukbele tevbetuhum, ve ulaike humud dallun. • Meal: İman ettikten sonra[1] Kafir[2] olup ve küfürlerinde[2] ısrarcı olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapkın olanlardır. • Dipnot 1: Emin olduğu halde. • Dipnot 2: İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20). • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki · كَفَرُوا۟ keferu inkar ettiler · بَعْدَ bea'de sonra · إِيمَـٰنِهِمْ imanihim inandıktan · ثُمَّ summe sonra · ٱزْدَادُوا۟ zdadu arttı · كُفْرًۭا kufran inkarları · لَّن len · تُقْبَلَ tukbele kabul edilmeyecektir · تَوْبَتُهُمْ tevbetuhum onların tevbeleri · وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve ulaike ve işte · هُمُ humu onlar · ٱلضَّآلُّونَ d-dallune sapıkların ta kendileridir • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • زيد (zyd) kökü: arttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazla • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • توب (twb) kökü: Dönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak. • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 90. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).