Akıl Kuran (akilkuran.com)

Rum Suresi 39. Ayet Meali

İnsanların mallarında artsın diye ribadan verdiğiniz, Allah'ın katında artmaz. Allah'ın yüzünü dileyerek zekattan verenler, işte bunu yapanlar kat kat arttıranlardır.

Rum 30:39 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. İnsanların mallarında artsın diye ribadan verdiğiniz, Allah'ın katında artmaz.
Rum 30:39
وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ رِباً لِيَرْبُوَ۬ا ف۪ٓي اَمْوَالِ النَّاسِ فَلَا يَرْبُوا عِنْدَ اللّٰهِۚ وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ زَكٰوةٍ تُر۪يدُونَ وَجْهَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ • Ve ma ateytum min riben li yerbuve fi emvalin nasi fe la yerbu indallah, ve ma ateytum min zekatin turidune vechallahi fe ulaike humul mud'ıfun. • Meal: İnsanların mallarında artsın diye ribadan[1] verdiğiniz, Allah'ın katında artmaz. Allah'ın yüzünü[2] dileyerek zekattan[3] verenler, işte bunu yapanlar kat kat arttıranlardır. • Dipnot 1: Bkz. 30:38. ayetin dipnotu. • Dipnot 2: Bkz. 2:275. ayetin dipnotu. • Dipnot 3: Hiçbir karşılık beklemeden, yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yardımda bulunanlar. • Kelime kelime: وَمَآ ve ma ne ki · ءَاتَيْتُم ateytum verdiniz · مِّن min · رِّبًۭا riben riba (faiz) · لِّيَرْبُوَا۟ liyerbuve artması için · فِىٓ fi içinde · أَمْوَٰلِ emvali malları · ٱلنَّاسِ n-nasi insanların · فَلَا fela asla · يَرْبُوا۟ yerbu artmaz · عِندَ inde katında · ٱللَّهِ ۖ llahi Allah · وَمَآ vema ama · ءَاتَيْتُم ateytum verdiğiniz · مِّن min -tan · زَكَوٰةٍۢ zekatin zekat- · تُرِيدُونَ turidune isteyerek · وَجْهَ veche yüzünü (rızasını) · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte · هُمُ humu onlar · ٱلْمُضْعِفُونَ l-mud'ifune kat kat artıranlardır • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • ربو (rbw) kökü: Artmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba… • مول (mwl) kökü: Zenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak. • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • زكو (zkw) kökü: Arttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak… • رود (rwd) kökü: aramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak… • وجه (wjh) kökü: Yüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı. • ضعف (DEf) kökü: Zayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha. • Rum suresi 60 ayettir; bu 39. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).