Şu bir gerçek ki, sen ölülere duyuramazsın. Arkasını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Rum 30:52فَاِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِر۪ينَ • Fe inneke la tusmiul mevta ve la tusmius summed duae iza vellev mudbirin. • Meal: Şu bir gerçek ki, sen ölülere[1] duyuramazsın. Arkasını dönüp giden sağırlara[2] da çağrıyı duyuramazsın.[3] • Dipnot 1: Aklını kullanmayanlara, aklını devre dışı bırakanlara. • Dipnot 2: Gerçeği dikkate almayan ona önem vermeyen, duyarsız ve sorumsuz olanlara. • Dipnot 3: Söz dinletemezsin. • Kelime kelime: فَإِنَّكَ feinneke şüphesiz sen · لَا la asla · تُسْمِعُ tusmiu söz dinletemezsin · ٱلْمَوْتَىٰ l-mevta ölülere · وَلَا ve la ve asla · تُسْمِعُ tusmiu işittiremezsin · ٱلصُّمَّ s-summe sağırlara · ٱلدُّعَآءَ d-duaa'e çağrıyı · إِذَا iza · وَلَّوْا۟ vellev giderlerken · مُدْبِرِينَ mudbirine arkalarını dönüp • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • صمم (Smm) kökü: sağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olması • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • دبر (dbr) kökü: Arkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek. • Rum suresi 60 ayettir; bu 52. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).