Eğer yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsaydı; deniz ve yedi deniz daha ilave edilseydi, Allah'ın kelimeleri tükenmezdi. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir
Lokman 31:27وَلَوْ اَنَّ مَا فِي الْاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِه۪ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ • Ve lev enne ma fil ardı min şeceretin aklamun vel bahru yemudduhu min ba'dihi seb'atu ebhurin ma nefidet kelimatullah, innellahe azizun hakim. • Meal: Eğer yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsaydı; deniz ve yedi[1] deniz[2] daha ilave edilseydi, Allah'ın kelimeleri[3] tükenmezdi. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir • Dipnot 1: Mürekkep olsa. • Dipnot 2: Yedi sayısı çokluk bildirmektedir. Yani "çokça deniz" anlamına gelmektedir. • Dipnot 3: Takdir edilmiş hüküm. "Allah'ın kelimeleri" deyimi burada "Allah'ın sözleri" anlamını değil, Allah'ın yarattığı evreni, sonsuz, sınırsız mutlak yaratma gücünü ve ilmini ifade etmektedir. • Kelime kelime: وَلَوْ velev şayet olsa · أَنَّمَا ennema her ne · فِى fi bulunan · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · مِن min · شَجَرَةٍ şeceratin ağaçlar · أَقْلَـٰمٌۭ eklamun kalem · وَٱلْبَحْرُ velbehru ve deniz (mürekkep) · يَمُدُّهُۥ yemudduhu ona katılsa · مِنۢ min · بَعْدِهِۦ bea'dihi arkasından · سَبْعَةُ seb'atu yedi · أَبْحُرٍۢ ebhurin deniz (daha) · مَّا ma · نَفِدَتْ nefidet yine tükenmez · كَلِمَـٰتُ kelimatu kelimeleri · ٱللَّهِ ۗ llahi Allah'ın · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · عَزِيزٌ azizun üstündür · حَكِيمٌۭ hakimun hikmet sahibidir • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • شجر ($jr) kökü: Engellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi… • قلم (qlm) kökü: Kesmek, delmek. Kalem, kura çekmede kullanılan başsız ok. • بحر (bHr) kökü: Deniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin • مدد (mdd) kökü: çekmek, germek, uzatmak, uzun tutmak, ertelemek, yardım etmek, ilerletmek, artırmak, mürekkep doldurmak, gübrelemek • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • سبع (sbE) kökü: Yedi, yırtıcı hayvan, aslan, vahşi hayvan, parçalamak, vahşice saldırmak • نفد (nfd) kökü: Yok olmak, başarısız olmak, sona ermek, geçip gitmek, tükenmek, tüketilmek, harcanmak • كلم (klm) kökü: Konuşmak, ifade etmek. • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • Lokman suresi 34 ayettir; bu 27. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).