Bizim ayetlerimize iman edenler; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler ve Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.
Secde 32:15اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّداً وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ • İnnema yu'minu bi ayatinellezine iza zukkiru biha harru succeden ve sebbehu bi hamdi rabbihim ve hum la yestekbirun. • Meal: Bizim ayetlerimize iman edenler; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler[1] ve Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar. • Dipnot 1: Kimi çevirilerde, bu cümleye; cümlede yer alan "harra" kelimesine "yere kapanma" anlamı verilerek; "Yere kapanarak secde ederler." şeklinde anlam verilmektedir. Oysaki "harra", kelime anlamı olarak, çöktü, yıkıldı, yüksekten düştü anlamına gelmektedir. Dolayısı ile burada kastedilen şey tevazu göstermek, yanı saygı duymaktır. • Kelime kelime: إِنَّمَا innema ancak · يُؤْمِنُ yu'minu inanırlar · بِـَٔايَـٰتِنَا biayatina bizim ayetlerimize · ٱلَّذِينَ ellezine o kimseler ki · إِذَا iza zaman · ذُكِّرُوا۟ zukkiru öğüt verildiği · بِهَا biha kendilerine · خَرُّوا۟ harru derhal kapanırlar · سُجَّدًۭا succeden secdeye · وَسَبَّحُوا۟ ve sebbehu ve tesbih ederler · بِحَمْدِ bihamdi överek · رَبِّهِمْ rabbihim Rablerini · وَهُمْ ve hum ve onlar · لَا la asla · يَسْتَكْبِرُونَ ۩ yestekbirune büyüklük taslamazlar • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • خرر (xrr) kökü: Suyun mırıldanması/uğuldaması veya şırıldaması, ses çıkaracak şekilde akmak [mırıldama veya benzer bir ses çıkararak akmak/damlamak], akıtılmak [TA], rüzgarın hışırdama sesi çıkarması, horlamak veya nefes alırken ses… • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • سبح (sbH) kökü: Yüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek • حمد (Hmd) kökü: Birini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • Secde suresi 30 ayettir; bu 15. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).