Akıl Kuran (akilkuran.com)

Secde Suresi 16. Ayet Meali

Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde Rabb'lerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

Secde 32:16 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde Rabb'lerine dua ederler.
Secde 32:16
تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفاً وَطَمَعاًۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ • Tetecafa cunubuhum anil medacıi yed'une rabbehum havfen ve tamaan ve mimma razaknahum yunfikun. • Meal: Onlar, yataklarından kalkarak[1] korku ve ümit içinde Rabb'lerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak[2] ederler. • Dipnot 1: Uyandıklarında, güne başlarken. • Dipnot 2: İhtiyaç sahiplerine yardım ederler. • Kelime kelime: تَتَجَافَىٰ tetecafa uzaklaşır · جُنُوبُهُمْ cunubuhum yanları · عَنِ ani -dan · ٱلْمَضَاجِعِ l-medacii yataklar- · يَدْعُونَ yed'une du'a ederler · رَبَّهُمْ rabbehum Rablerine · خَوْفًۭا havfen korkarak · وَطَمَعًۭا ve tamean ve umarak · وَمِمَّا ve mimma ve şeylerden · رَزَقْنَـٰهُمْ razeknahum rızıklandırdığımız · يُنفِقُونَ yunfikune hayır için harcarlar • جفو (jfw) kökü: Huzursuz veya tedirgin olmak, bir yere veya şeye bağlı kalmamak, bir yerden veya şeyden uzaklaşmak, bir şeyden geri çekilmek veya kaçınmak, kalın veya kaba veya sert olmak, yapısı/doğası/mizacı kalın/kaba/kötü olmak… • جنب (jnb) kökü: Yan taraf, uzak durmak, kenara çekilmek, kaçınmak, sakınmak, yanında olmak, beraber olmak, yabancı olmak, cünüp olmak, uzaklaştırmak • ضجع (DjE) kökü: Yatmaya meyilli olmak, eğilmek. Uyuklamak, uzanma şekli, yatak arkadaşı, yatak odası/yatak, dinlenme yeri, kanepe. • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • طمع (TmE) kökü: Açgözlülük etmek, şiddetle arzu etmek, ummak veya ümit etmek, özlemek. Arzu, umut ve özlem duyma, umutla dolmaya sebep olma. • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • Secde suresi 30 ayettir; bu 16. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).