Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ahzab Suresi 18. Ayet Meali

Allah, sizden engel olmaya çalışanları ve kardeşlerine: "Bize gelin." diyenleri kesinlikle biliyor. Onların pek azı hariç savaşa gelmezler.

Ahzab 33:18 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah, sizden engel olmaya çalışanları ve kardeşlerine: "Bize gelin." diyenleri kesinlikle biliyor.
Ahzab 33:18
قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الْمُعَوِّق۪ينَ مِنْكُمْ وَالْقَٓائِل۪ينَ لِاِخْوَانِهِمْ هَلُمَّ اِلَيْنَاۚ وَلَا يَأْتُونَ الْبَأْسَ اِلَّا قَل۪يلاًۙ • Kad ya'lemullahul muavvikine minkum vel kailine li ıhvanihim helumme ileyna, ve la ye'tunel be'se illa kalila. • Meal: Allah, sizden engel[1] olmaya çalışanları ve kardeşlerine:[2] "Bize gelin.[3]" diyenleri kesinlikle biliyor. Onların pek azı hariç savaşa gelmezler. • Dipnot 1: Yandaşlarına. • Dipnot 2: Savaşmaya gitmeye. • Dipnot 3: Bizimle birlikte hareket edin. • Kelime kelime: قَدْ kad elbette · يَعْلَمُ yea'lemu biliyor · ٱللَّهُ llahu Allah · ٱلْمُعَوِّقِينَ l-muavvikine alıkoyanları · مِنكُمْ minkum içinizden · وَٱلْقَآئِلِينَ velkailine ve diyenleri · لِإِخْوَٰنِهِمْ liihvanihim kardeşlerine · هَلُمَّ helumme gelin · إِلَيْنَا ۖ ileyna bize · وَلَا ve la · يَأْتُونَ ye'tune onlar gelmezler · ٱلْبَأْسَ l-be'se savaşa · إِلَّا illa dışında · قَلِيلًا kalilen pek azı • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • عوق (Ewq) kökü: Geri tutmak, geciktirmek, engellemek, önlemek, kısıtlamak, sekteye uğratmak. Nuh'un kavmine ait olan ve Tufan'dan önce tapınılan, daha sonra Pagan Araplar tarafından da tapınılan bir putun adı. At şeklindeydi. Banu… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اخو (Axw) kökü: Başka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından… • لمم (lmm) kökü: Toplamak, biriktirmek, yığmak, bir araya getirmek, açgözlülükle almak, küçük suçlar, istem dışı suçlar, küçük hatalar, kasıtsız günahlar • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • باس (bAs) kökü: Güçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlık • قلل (qll) kökü: Az sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek. • Ahzab suresi 73 ayettir; bu 18. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).