Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ahzab Suresi 34. Ayet Meali

Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini aklınızdan çıkarmayın. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

Ahzab 33:34 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini aklınızdan çıkarmayın.
Ahzab 33:34
وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلٰى ف۪ي بُيُوتِكُنَّ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ وَالْحِكْمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ لَط۪يفاً خَب۪يراً۟ • Vezkurne ma yutla fi buyutikunne min ayatillahi vel hikmeh, innallahe kane latifen habira. • Meal: Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini[1] aklınızdan çıkarmayın. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır. • Dipnot 1: Yasa, yargı, karar, emir, ilke ve kurallarını. • Kelime kelime: وَٱذْكُرْنَ vezkurne ve hatırlayın · مَا ma · يُتْلَىٰ yutla okunanı · فِى fi · بُيُوتِكُنَّ buyutikunne evlerinizde · مِنْ min -nden · ءَايَـٰتِ ayati ayetleri- · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · وَٱلْحِكْمَةِ ۚ velhikmeti ve hikmeti · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · كَانَ kane · لَطِيفًا letifen latiftir · خَبِيرًا habiran haber alandır • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • تلو (tlw) kökü: Takip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek. • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • لطف (lTf) kökü: İnce, narin, zarif, nezaket, şık, nazik, kibar, güzel, hoş, okşamak/rahatlatmak, hediye/armağan olma durumu. • خبر (xbr) kökü: Bilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık. • Ahzab suresi 73 ayettir; bu 34. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).