Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ahzab Suresi 38. Ayet Meali

Nebi, Allah'ın farz kılması gereği olarak bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

Ahzab 33:38 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Nebi, Allah'ın farz kılması gereği olarak bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz.
Ahzab 33:38
مَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ ف۪يمَا فَرَضَ اللّٰهُ لَهُۜ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَراً مَقْدُوراًۙ • Ma kane alen nebiyyi min harecin fima faradallahu leh, sunnetallahi fillezine halev min kabl, ve kane emrullahi kaderen makdura. • Meal: Nebi, Allah'ın farz kılması gereği olarak bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.[1] • Dipnot 1: Kesinleşmiş bir yasadır. • Kelime kelime: مَّا ma yoktur · كَانَ kane · عَلَى ala üzerine · ٱلنَّبِىِّ n-nebiyyi nebi · مِنْ min herhangi · حَرَجٍۢ haracin bir güçlük · فِيمَا fima bir şeyde · فَرَضَ ferade takdir ettiği · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · لَهُۥ ۖ lehu kendisine · سُنَّةَ sunnete yasasıdır · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · فِى fi arasında · ٱلَّذِينَ ellezine · خَلَوْا۟ halev geçenler · مِن min · قَبْلُ ۚ kablu sizden önce · وَكَانَ ve kane ve · أَمْرُ emru emri · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · قَدَرًۭا kaderan bir kaderdir · مَّقْدُورًا mekduran takdir edilmiş • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • حرج (Hrj) kökü: Daralmak (kalp), sıkışmak, dar/kapalı/sıkışık hale gelmek, akıl karışıklığı yaşamak, bir araya toplanmak, göğüste huzursuzluk ve daralma hissetmek, şüphe etmek veya şüphede olmak, günah veya suç işlemek veya itaatsizlik… • فرض (frD) kökü: Yasa uygulamak, emretmek, buyurmak, yürürlüğe koymak, yerleştirmek, sabitlemek, onaylamak, atamak, uyulmasını ve itaat edilmesini emretmek, yaptırım uygulamak, tayin etmek, yaşında olmak. Faridzun - yaşlı inek… • سنن (snn) kökü: Yol, metot, kural, davranış biçimi, adet, tarz, gelenek, görenek, kalıp, gidişat, alışkanlık • خلو (xlw) kökü: Boş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • قدر (qdr) kökü: ölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış • Ahzab suresi 73 ayettir; bu 38. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).