Oysaki daha önce onu kesin olarak yalanlamışlardı. Uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
Sebe 34:53وَقَدْ كَفَرُوا بِه۪ مِنْ قَبْلُۚ وَيَقْذِفُونَ بِالْغَيْبِ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ • Ve kad keferu bihi min kabl, ve yakzifune bil gaybi min mekanin baid. • Meal: Oysaki daha önce onu[1] kesin olarak yalanlamışlardı. Uzak bir yerden[2] gayb[3] hakkında atıp tutuyorlardı. • Dipnot 1: Ahiret hayatının varlığı hakkında. • Dipnot 2: Vahyi, hesap gününü. • Dipnot 3: Dünyadayken. • Kelime kelime: وَقَدْ ve kad oysa andolsun · كَفَرُوا۟ keferu inkar etmişlerdi · بِهِۦ bihi onu · مِن min · قَبْلُ ۖ kablu daha önce · وَيَقْذِفُونَ ve yekzifune ve atıyorlardı · بِٱلْغَيْبِ bil-gaybi görülmeyene · مِن min -den · مَّكَانٍۭ mekanin yer- · بَعِيدٍۢ beiydin uzak • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • قذف (qpf) kökü: Fırlatmak, atmak, ilham vermek, incitmek, ortadan kaldırmak, atmak, daldırmak, birisini (çirkin ve kötü eylemlerle) suçlamak, ateş etmek, (ok gibi) fırlatmak • غيب (gyb) kökü: uzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • Sebe suresi 54 ayettir; bu 53. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).