Akıl Kuran (akilkuran.com)

Fatır Suresi 31. Ayet Meali

Sana Kitap'tan vahyettiğimiz, kendisinden öncekileri tasdik edici olarak gerçektir. Kuşkusuz Allah, Kullarından Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.

Fatır 35:31 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sana Kitap'tan vahyettiğimiz, kendisinden öncekileri tasdik edici olarak gerçektir.
Fatır 35:31
وَالَّـذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ هُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِعِبَادِه۪ لَخَب۪يرٌ بَص۪يرٌ • Vellezi evhayna ileyke minel kitabi huvel hakku musaddikan lima beyne yedeyh, innallahe bi ibadihi le habirun basir. • Meal: Sana Kitap'tan vahyettiğimiz, kendisinden öncekileri tasdik edici olarak gerçektir. Kuşkusuz Allah, Kullarından Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir. • Kelime kelime: وَٱلَّذِىٓ vellezi · أَوْحَيْنَآ evhayna vahyettiğimiz · إِلَيْكَ ileyke sana · مِنَ mine -tan · ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitap- · هُوَ huve O · ٱلْحَقُّ l-hakku gerçektir · مُصَدِّقًۭا musaddikan doğrulayan · لِّمَا lima · بَيْنَ beyne beyyine · يَدَيْهِ ۗ yedeyhi ellerindeki · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · بِعِبَادِهِۦ biibadihi kullarını · لَخَبِيرٌۢ lehabirun haber alandır · بَصِيرٌۭ besirun görendir • وحي (wHy) kökü: İşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • يدي (ydy) kökü: dokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • خبر (xbr) kökü: Bilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık. • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • Fatır suresi 45 ayettir; bu 31. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).