Allah, rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de böyledir.
Fatır 35:9وَاللّٰهُ الَّـذ۪ٓي اَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُث۪يرُ سَحَاباً فَسُقْنَاهُ اِلٰى بَلَدٍ مَيِّتٍ فَاَحْيَيْنَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ كَذٰلِكَ النُّشُورُ • Vallahullezi, erseler riyaha fe tusiru sehaben fe suknahu ila beledin meyyitin fe ahyeyna bihil arda ba'de mevtiha, kezaliken nuşur. • Meal: Allah, rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de böyledir. • Kelime kelime: وَٱللَّهُ vallahu Allah'tır ki · ٱلَّذِىٓ llezi · أَرْسَلَ ersele gönderir · ٱلرِّيَـٰحَ r-riyaha rüzgarları · فَتُثِيرُ fetusiru ve kaldırır · سَحَابًۭا sehaben bir bulut · فَسُقْنَـٰهُ fe suknahu böylece onu süreriz · إِلَىٰ ila · بَلَدٍۢ beledin bir ülkeye · مَّيِّتٍۢ meyyitin ölü · فَأَحْيَيْنَا fe ehyeyna ve diriltiriz · بِهِ bihi onunla · ٱلْأَرْضَ l-erde yeri · بَعْدَ bea'de sonra · مَوْتِهَا ۚ mevtiha öldükten · كَذَٰلِكَ kezalike işte böyledir · ٱلنُّشُورُ n-nuşuru diriltme • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • روح (rwH) kökü: Ruh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, öz • ثور (vwr) kökü: Havada yükselmek ve yayılmak (toz), karıştırılmak (kavga), tutuşturulmak (savaş), üzerine atılmak, herhangi birine saldırmak, toprağı sürmek. athaara - toprağı sürmek, (toprağı) parçalamak. atharana - (toz bulutlarını)… • سحب (sHb) kökü: Çekmek, sürüklemek, geri çekmek, iptal etmek, geri almak, banka hesabından para çekmek • سوق (swq) kökü: Pazara sürmek, sevk etmek, götürmek, yöneltmek, ayak diretmek, sürüklemek, arabayla gitmek, yönlendirmek, araç kullanmak, araba sürmek • بلد (bld) kökü: Şehir, kent, ülke, memleket, yurt, toprak, bölge, diyar, yöre, kasaba, vilayet • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • نشر (n$r) kökü: Yaymak, canlandırmak, yeniden hayata döndürmek, genişlemek, açığa çıkarmak, açmak, genişletmek, sergilemek, yaymak. • Fatır suresi 45 ayettir; bu 9. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).