Sen ancak Zikir'e uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesine bağışlanma ve çok şerefli bir ödülü haber ver.
Yasin 36:11اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ • İnnema tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmane bil gayb, fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerim. • Meal: Sen ancak Zikir'e[1] uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet[2] duyan kimseyi uyarabilirsin[3]. İşte böylesine bağışlanma ve çok şerefli bir ödülü haber ver. • Dipnot 1: Uyarın ancak bu kimselere yarar sağlar. • Dipnot 2: Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, canı gönülden Allah'a yönelmek, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak. • Dipnot 3: Allah'ın öğüdüne, hatırlatmasına, Kur'an'a. • Kelime kelime: إِنَّمَا innema ancak · تُنذِرُ tunziru sen uyarabilirsin · مَنِ meni kimseyi · ٱتَّبَعَ ttebea uyan · ٱلذِّكْرَ z-zikra Zikre · وَخَشِىَ ve haşiye ve korkan · ٱلرَّحْمَـٰنَ r-rahmane Rahman'dan · بِٱلْغَيْبِ ۖ bil-gaybi görmeden · فَبَشِّرْهُ febeşşirhu işte öylesini müjdele · بِمَغْفِرَةٍۢ bimegfiratin bir mağfiretle · وَأَجْرٍۢ ve ecrin ve bir mükafatla · كَرِيمٍ kerimin güzel • نذر (npr) kökü: adamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden. • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • خشي (x$y) kökü: Korkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak. • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • غيب (gyb) kökü: uzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • اجر (Ajr) kökü: ödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, kar • كرم (krm) kökü: Üretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmak • Yasin suresi 83 ayettir; bu 11. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).