Hani o, halkına: "Siz, takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.
Saffat 37:124اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَلَا تَتَّقُونَ • İz kale li kavmihi e la tettekun. • Meal: Hani o, halkına: "Siz, takva[1] sahibi olmayacak mısınız?" demişti. • Dipnot 1: Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, kelime olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (Bkz. 38:28). Facir, fütursuzca günaha dalan, haktan batıla sapan kimse. • Kelime kelime: إِذْ iz hani · قَالَ kale demişti ki · لِقَوْمِهِۦٓ likavmihi kavmine · أَلَا ela · تَتَّقُونَ tettekune korunmaz mısınız? • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • Saffat suresi 182 ayettir; bu 124. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).