Akıl Kuran (akilkuran.com)

Saffat Suresi 177. Ayet Meali

Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!

Saffat 37:177 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!
Saffat 37:177
فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ • Fe iza nezele bisahatihim fe sae sabahul munzerin. • Meal: Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür! • Kelime kelime: فَإِذَا feiza zaman · نَزَلَ nezele (azab) indiği · بِسَاحَتِهِمْ bisahatihim yurtlarına · فَسَآءَ fesa'e ne kötü olur · صَبَاحُ sabahu sabahı · ٱلْمُنذَرِينَ l-munzerine uyarılmış olanların • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • سوح (swH) kökü: Toplanmak, dolaşmak, gezinmek, seyahat etmek, serbest kalmak, akıp gitmek, uzayıp gitmek • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • صبح (SbH) kökü: Sabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya… • نذر (npr) kökü: adamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden. • Saffat suresi 182 ayettir; bu 177. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).