Allah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.
Zümer 39:26فَاَذَاقَهُمُ اللّٰهُ الْخِزْيَ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ • Fe ezakahumullahul hızye fil hayatid dunya, ve le azabul ahıreti ekber, lev kanu ya'lemun. • Meal: Allah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı. • Kelime kelime: فَأَذَاقَهُمُ feezakahumu onlara taddırdı · ٱللَّهُ llahu Allah · ٱلْخِزْىَ l-hizye rezillik · فِى fi · ٱلْحَيَوٰةِ l-hayati hayatında · ٱلدُّنْيَا ۖ d-dunya dünya · وَلَعَذَابُ veleazabu azabı ise · ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ahirati ahiret · أَكْبَرُ ۚ ekberu daha büyüktür · لَوْ lev keşke · كَانُوا۟ kanu · يَعْلَمُونَ yea'lemune bilselerdi • ذوق (pwq) kökü: Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu • خزي (xzy) kökü: Alçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan… • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Zümer suresi 75 ayettir; bu 26. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).