Veya azabı gördüğü zaman, "Keşke bir kez daha dünyaya dönme imkanım olsaydı, o zaman muhsinlerden olurdum." dememeniz için.
Zümer 39:58اَوْ تَقُولَ ح۪ينَ تَرَى الْعَذَابَ لَوْ اَنَّ ل۪ي كَرَّةً فَاَكُونَ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ • Ev tekule hine terel azabe lev enne li kerreten fe ekune minel muhsinin. • Meal: Veya azabı gördüğü zaman, "Keşke bir kez daha dünyaya dönme imkanım olsaydı, o zaman muhsinlerden[1] olurdum." dememeniz için. • Dipnot 1: İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan. • Kelime kelime: أَوْ ev yahut · تَقُولَ tekule demesinden · حِينَ hine zaman · تَرَى tera gördüğü · ٱلْعَذَابَ l-azabe azabı · لَوْ lev keşke · أَنَّ enne gerçekten · لِى li benim için olsaydı · كَرَّةًۭ kerraten bir kez daha (dönüş) · فَأَكُونَ feekune böylece olsaydım · مِنَ mine -den · ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine güzel hareket edenler- • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • حين (Hyn) kökü: Varmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmek • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • كرر (krr) kökü: Geri dönmek, art arda dönmek, karşı koşmak, tekrarlamak, geri gelmek, sırayla takip etmek, (iplik) sarılmak, bir veya birden fazla kez tekrarlamak, hurma ağacına tırmanmak için kullanılan (halka şeklinde yapılmış) bir… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • Zümer suresi 75 ayettir; bu 58. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).