Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 137. Ayet Meali

İman edip sonra küfreden, sonra iman edip, tekrar küfreden; sonra küfründe ileri gidenleri, Allah ne affedecek, ne de doğru yola iletecektir.

Nisa 4:137 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. İman edip sonra küfreden, sonra iman edip, tekrar küfreden; sonra küfründe ileri gidenleri, Allah ne affede…
Nisa 4:137
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْراً لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَب۪يلاًۜ • İnnellezine amenu, summe keferu, summe amenu, summe keferu, summezdadu kufran lem yekunillahu li yagfira lehum ve la li yehdiyehum sebila. • Meal: İman edip sonra küfreden,[1] sonra iman edip, tekrar küfreden; sonra küfründe ileri gidenleri,[2] Allah ne affedecek, ne de doğru yola iletecektir. • Dipnot 1: Bkz. 4:101. ayetin 1. dipnotu. • Dipnot 2: Önce Allah'a güvenip, sonra güvenmeyen; imanla imansızlık arasında gel gitler yaşayan ve bunu iyice kanıksayan kimseler. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine o kimseler · ءَامَنُوا۟ amenu inandılar · ثُمَّ summe sonra · كَفَرُوا۟ keferu inkar ettiler · ثُمَّ summe sonra · ءَامَنُوا۟ amenu inandılar · ثُمَّ summe yine · كَفَرُوا۟ keferu inkar ettiler · ثُمَّ summe sonra · ٱزْدَادُوا۟ zdadu arttı · كُفْرًۭا kufran inkarları · لَّمْ lem · يَكُنِ yekuni değildir · ٱللَّهُ llahu Allah · لِيَغْفِرَ liyegfira bağışlayacak · لَهُمْ lehum onları · وَلَا ve la · لِيَهْدِيَهُمْ liyehdiyehum iletmeyecektir · سَبِيلًۢا sebilen (doğru) yola • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • زيد (zyd) kökü: arttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazla • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • Nisa suresi 176 ayettir; bu 137. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).