Kuşkusuz Allah Kafir olanları ve zulmedenleri bağışlayacak değildir. Onları bir yola iletecek de değildir;
Nisa 4:168اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَر۪يقاًۙ • İnnellezine keferu ve zalemu lem yekunillahu li yagfira lehum ve la li yehdiyehum tarika. • Meal: Kuşkusuz Allah Kafir olanları ve zulmedenleri bağışlayacak değildir. Onları bir yola iletecek de değildir; • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) · وَظَلَمُوا۟ ve zelemu ve zulmedenler · لَمْ lem · يَكُنِ yekuni olmayacak · ٱللَّهُ llahu Allah · لِيَغْفِرَ liyegfira bağışlayan · لَهُمْ lehum onları · وَلَا ve la · لِيَهْدِيَهُمْ liyehdiyehum ve iletmeyecektir · طَرِيقًا tarikan yola • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • طرق (Trq) kökü: Geceleyin gelmek, bir şeyi vurmak, çarpmak, vurmak, Tarık - geceleyin gelen veya görünen, gecenin sonunda gelen sabah yıldızı, gece ziyaretçisi, yıldız, tarikan - yol/patika, davranış biçimi, tutum. • Nisa suresi 176 ayettir; bu 168. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).